Işığı Gördüm – Ölüm Ötesi Deneyimler

Menu

Hayatımda en korktuğum şey kesici bir aletin bana doğrultulmasıdır ve bundan dolayı herhangi bir ameliyat yaşamak beni korkudan öldürebilecek ihtimallerdi. 2010 senesinde rahatsızlığımdan dolayı kalp ameliyat kararı verilince inanılmaz bir korku sardı beni.

Çok korkuyordum ve ameliyat esnasında öleceğimi hissediyordum. Önce doktoruma kısmı anestezi yerine beni komple uyutmasını rica ettim mümkün değil dedi, ona söyledim korkularımı dinlemedi.

Hipnoz yaptırayım dedim kabul etmedi, bu yüzden psikologa bile gittim. Beni çıldırttı, uyuyamıyordum, odaklanamıyordum, vasiyetnamemi yazdım, kime ne borcum var nereden ödeyebilir hepsini yazıp teslim ettim.

Ameliyat günü çok gergindim ve ameliyat başladı. Doktorun beni kestiğini kaslarıma cep açtığını saniye saniye her darbeyi kanın buz gibi akışını hissediyordum. Bağrınmaya ve ayaklarımı oynatmaya başladım. Tüm asistanlar izliyordu hiç kimse yardım etmiyordu, o sırada doktor bağırdı “damarlarından incecik tel geçiriyorum kıpırdama damar kesilirse ölürsün” dedi.

Bunun üzerine iyice panik oldum sonra kalp atışlarımın değiştiğini fark ettim kontrol benden çıkmıştı. Çığlık çığlıyaydım o sırada bağrışlarıma ve ağlamama dayanamayan bir asistan bana “pili deniyoruz, her şey yolunda, kontrollü kalp krizi geçirtiyoruz sana şu an” dedi ve ben kendimi karanlık bir mağara gibi bir koridorda buldum. Koridorun sonunda parlak bir ışık vardı.

Burası güya “resim galerisi” imiş duvarlarda bir sürü tablo vardı, tablolara bakarken bir anons duyuyorum “ziyaret saati bitmiştir lütfen çıkış kapısına yaklaşın” deniyordu bende anonsu duyar duymaz oraya güya beraber gittiğim kuzenim Ömür ve arkadaşım Yüksel’e ulaşmaya çalışıyordum.

Kapıya yürüdüm, güvenlik görevlisine “Bir saniye! İçeride arkadaşım ve kuzenim var biraz bekler misiniz?” dedim “Onlar çıktı.” dedi. Ben de bunun üzerine koşar adım çıkmaya çalışırken ulu, yüce, güçlü, inanılmaz bir ses (insan sesi değil kesinlikle) yüce bir varlığa ait bir ses duydum. Çınladı resmen bütün ortamda.

“Senin çıkışın yok” dedi ve demir parmaklıklı devasa kapı kapandı üzerime, o an olayın ciddiyetini anladım “Ama neden lütfen?” diye konuşmaya başladım, bağırarak ağlamaya başladım.

“Lütfen lütfen bırakın beni.” diye yalvardım. O ulu ses gene “çıkışa iznin yok” dedi. “Ama neden?” dediğimde bütün hayatım gözümün önünde kare kare, an be an geçti. Ne kadar bencil, anlamsız, içi boş, rutin bir hayat yaşadığımı gördüm!

Bana “İnsanlık için ne yaptın, şu an ölsen elinde ne var?” dedi. Daha fazla yalvarmaya başladım. Başta soğuktan donduğum ameliyathanede sırtımdan sıcak değil, “kaynar” terlerin aktığını hissediyorum. Yalvarıyordum Allah ile ilk defa bu kadar içten, bu kadar tüm hücrelerine kadar konuştuğumu, dua ettiğimi, yalvardığımı fark ettim.

Dakikalarca, saatlerce sürdü, son bir şans istedim yalvardım, söz verdim. Sonra o ulu ses tekrar seslendi “Ömrü yükseltildi. (kuzenimin ismi Ömür, arkadaşımın ismi Yüksel) kapılar açılsın.” dedi ve ben çıkarken “Bu son şansın, hayat amacını gerçekleştirmezsen bir şansın daha olmayacak, onu iyi kullan” dedi.

Şimdi aradan 5 sene geçti. Bana verilen ilahi mesajın üzerine bu süre boyunca çok çok düşündüm. Ben o ana kadar sıradan bir hayat yaşayan işe giden gelen, ailesine düşkün, ailesinin ihtiyaçlarına yetişmeye çalışan, günlerini birbirinin aynı geçiren, farklılık yaratmayan biri idim. Orada anlatılmak istenilenin belki de insanlığın “uyanışını” sağlamak için bildiğim bu manevi bilgileri başkaları ile de paylaşmakla alakalı olduğunu düşünüyorum.

K.E.