Işığı Gördüm – Ölüm Ötesi Deneyimler

Menu

Bu kadar çok kavramın olması, her kavramın kaçınılmaz olarak her insana farklı şeyler ifade etmesi ama yine de çaresizce kavramlar üzerinden referans vermek zorunda kalmak. Bu kaosun içinde boğulduğumu hissediyordum. İnsanlarla asla kristalize bir iletişimin mümkün olmayacağını düşünerek kendimi yorduğum bir geceydi. Anlaşılamamanın pençesinde kıvrandığımı hissederek hem üzülüyor hem de sinirleniyordum. Sanki hiçbir hareketim, hiçbir söylediğim olması gerektiği gibi anlaşılmıyordu. Bütün çabalarım boşunaydı.

Yatağa yattım, uyumak için gözlerimi kapattım. Kapatır kapatmaz kendimi uçsuz bucaksız bir boşluğun içinde buldum. “Kendim” sandığım şeyden çok uzaklarda sonsuz bir huzur içinde süzülüyordum. Ama aslında tam olarak kendimdim o an. İnsan gözünü kapatsa da vücut çeperinin içinde olduğunu bir şekilde bilir, hisseder. Ben yoktum. Bedenim yoktu. Kollarım, bacaklarım, hiçbir şey yoktu. Çarşafa değdiğini, belki de hareket ettiğini tahmin ettiğim bacaklarım yoktu. Felçli gibiydim. Bedenimle tek bağlantım nefes alıp verdiğimi yine tahmin ederek kavramam ve hala bir şeyler düşünen zihnimdi. Bedensiz, tek parça bir zihin olarak huzurun içinde, boşlukta uçuyordum. Bu hissi bu dünyada öğrendiğim hiçbir kelimeyle tarif edemem. Hiç böyle bir hafiflik yaşamadım. Hiç bu kadar özgür hissetmedim.

Tamamen uyanıp olanları sindirdiğimde şunları anladım: Kendini, kendi çeperinden ibaret sanmak ne talihsiz bir yanılgı. Anlaşılmak için çırpınmak, olmayınca kızmak, kelimelerde, kavramlarda, insanlarda boğulmak ne büyük gaflet. Ben çevremi kaplayan, beni bir şeylerden koruyan, hareket ettiren, insanların beni gördüğü, benim aynada gördüğüm veya kendimi düşündüğüm bu “şey” değilim. Anlamak ve anlaşılmak zorunda değilim. Akıl değilim, beden hiç değilim. Ben hiçbir şeyim ve aynı zamanda her şeyim. İşte dün gece hissettiğim o ağırlıksız boşluğum. Hiçbir şeyim, çünkü hafiflikte ve yoklukta süzülüyorum. Tanımım yok, cismim yok. Her şeyim, çünkü her şeyi saran, her yerde olan o sonsuz hafifliğin ve özgürlüğün ta kendisiyim. Her yere uzanıyorum, her yeri özümde taşıyorum. “Bakanlar bana gövdemi görürler/Ben başka yerdeyim” Bu Asaf Halet Çelebi’nin okuduğumdan beri aklımdan hiç çıkmayan, çok sevdiğim şiirinden bir mısra. Dün gece bunu tecrübe ettim. Artık bu mısrayı sevmekle kalmıyorum, biliyorum da. Yine bu şiirin başında Cüneyd el Bağdadi’den bir alıntı var: “Cübbemin altında Allah’tan başkası yoktur” Kendimize yakıştırdığımız, giyinip kuşandığımız somut veya soyut her şeyin altında O var. Biz O’yuz. Biz O’ndan yapıldık. Her şeyden daha gerçek, her şeyden daha yakın.

Leyla, 24