Işığı Gördüm – Ölüm Ötesi Deneyimler

Menu

R.’nin araba çarpması sayesinde yaşadığı ölüm ötesi deneyimi:

Kelimelerle tarif edilmesi imkansız bir eşikten geçtim.

Işıkla çevrildim ve etrafımda insana benzeyen ışıktan şekiller oluşmaya başladı.

“Henüz burada olmaman gerekiyor. Geri dönmelisin. Ne için söz verdiğini biliyorsun.” dediler.

Onlara kesinlikle geri dönmek istemediğimi söyledim. “Burayı çok sevdim. Gerçek evimdeymişim gibi hissediyorum.” dedim. Cevabımın onları neredeyse eğlendirdiğini hissettim. “Geri dönmelisin, yapacak işlerin var. Yakında geri göndereceğiz.”

Etrafıma baktım. Tanıdık yüzler gördüm. Bunlar arkadaş, aile, düşman, daha önce bildiğim insanlardı ama nerede ve ne zaman olduğunu hatırlayamadım. Bazılarını çok uzun zamandır tanıyordum. Birçok hayatta, birçok yerde, birçok kez beraberdik. Bütün yaşamlarımıza ve ortaklaşa yaşadıklarımıza baktım. Sonsuzluğa yayılan bir amaç ve düzen duygusu, hepsiyle ilgili bir süreklilik ve amaç bağı vardı. Sanki hep beraber ortak bir şeyler için çalışan takım arkadaşları gibiydik.

Önümdeki üç kişiye geri baktım. Bu ışıktan insanlar eski, güçlü, kadimdi. Bunu nasıl bildiğimi bilmiyorum ama grubumuzu gözeten “yaşlı ruhlar” olduklarını düşündüm. Dünyadaki herhangi bir eylemim yüzünden bir yargılama gibi bir şey hissetmedim. Sadece çocuklarının oyun oynamasını izleyen ebeveynler gibi olduklarını hissettim. Hayatımızda yaptığımız çok kötü şeylerde bile zerre yargılama yoktu. Daha sonraları düşününce anladım ki kötü bir şey yaparsak otomatikman içimizdeki ışığın sıcaklığından uzak kaldığımız için kendimiz bunun cezasını dünyada anında çekiyorduk aslında. Başka bir cezaya gerek yoktu.

Sakallı olan benimle konuştu. “Şimdi soru sorabilirsin. Cevap vereceğiz ve hatırlayacaksın. Bunu yapman çok önemli.”

İlk sorum, “Burası cennet mi?”

“İstediğin buysa, olabilir. Cehennem de olabilir, eğer inandığın buysa. Bu alan, alem, senin anında gerçekleşmiş ve oluşmuş bir uzantın. Nerede olursan ol her zaman kendi gerçekliğini yaratırsın çünkü hepimiz yaratıcının biricik parçalarıyız.” Allah nerede? Onu görebilir miyim?” diye sordum. Bu sorum onları iyice gülümsetti.

“Kendin bizzat parçası olduğun bir şeyi nasıl görebilirsin? Hepimiz Allah’ın ifadeleriyiz. Gözlerinle baktığında, Allah’ın gözleriyle bakarsın. O bizler aracılığıyla sonsuz gerçeklikleri sonsuz açıdan deneyimliyor. Allah ile konuştuğunda, kendinle konuşursun. Biriz ve aynıyız, hiçbir ayrılık ya da gayrılık yok. Allah’ı kendi elinin seni görebileceğinden daha fazla göremezsin çünkü o el senin zaten bir parçan. Hissettiğin herhangi bir ayrılık duygusu dünyaya gelişinin gerektirdiği bir yanılsama. Bizi çevreleyen o ışık Allah’tandır. Bu hepimizin varoluş kaynağıdır ve herkese özgürce dağıtılmaktadır. Kabul edip etmemek ise sana kalmıştır.

Sonraki soru. “Neden burası evimmiş gibi hissediyorum?”

“Çünkü burası evin. Her şey burada başlar ve buraya geri döner. Ruhun tüm seyahatleri ve dersleri için başlangıç noktası burası.”

Bunu neden sorduğumu bilmiyorum ama o an içimden geldi. “Tekrar geldiğimde bu sefer ebediyen burada mutlu olarak kalabilir miyim?”

Sorumdan daha da garip bir cevap. “Uzun süre kalmak isteyeceğini düşünmüyoruz, hiç kalmıyorsun. Çünkü dersleri seven bir yapın var, özellikle zor olanları… Dilediğin gibi yapabilirsin, bu seçim her zaman sana ait.”

Bu sorumdan sonra artık geri dönme zamanımın geldiğini söylediler ve kendimi ambulansta sedyede buldum. Aşırı acım vardı. Ağzıma kan tadı geliyordu, nefes almakta zorlanıyordum. Yanımdaki doktora baktım ve içimden dedim ki “Unutmayacağım.”